Doshisha University
  1. Home
  2.  > Dekanın Mesajı

Dekanın Mesajı

Doshisha Üniversitesi Küresel Çalışmalar Enstitüsüne Hoşgeldiniz!

研究科長
Öncelikle, bölümüzün adı olan “Küresel Araştırmalar” teriminin izahı ile başlamak istiyorum. “Küresel (veya global)” teriminin bir isim olarak kullanılması sadece bizim araştırma enstitümüz ile sınırlı değildir. Aynı ad altında bir akademik saha da mevcuttur. Terimin bir akademik alan haline gelmesinin 20 yıllık bir geçmişi vardır ve ilk kez kullanımı da 90’lı yılların ortalarına kadar dayanır. Dolayısıyla, yeni bir saha olduğunu söyelemek doğru olacaktır.

“Küresel” kelimesinin tarihsel arka planında çok değişik süreçlerin olduğu söylenebilir. Bunlardan bir tanesi “soğuk savaş sonrası” terimidir. Soğuk savaşın sona ermesini takiben, bu dönemde doğan ve gelişen bir akademik alan olan “Saha Araştırmaları (Area Studies)”nın nasıl devam ettirilip geliştirileceği sorunu ortaya çıktı ve tartışmalar “küresel” tabirinin doğmasında önemli bir dönüm noktasıdır denilebilir. Bunun yanında, “Küresel Sorunlar (Global Issues)” olarak adlandırılan bölgeleri aşan ve her yerde görülen evrensel bazı problemlerin ortaya çıkması da terimin doğumunu hızlandıran bir diğer sebeptir. Sınırları aşan beşeri ilişkileri ve sermayenin genişlemesi ya da küresel militarizm gibi sosyal süreçler zaten bölge kavramının sınırlarını zorlmaktaydı ve daha genel ve kapsayıcı bir terimin ortaya konmasını gerektirmekteydi. Bunun gibi birden çok akımın ve olgunun etkileştiği bir ortamda “Küresel Araştırmalar”ın ortaya çıktığı söylenebilir.

Ancak, “yeni bir dönemdeyiz, yeni sorunlarımız var” deyip yeni denilen bir takım sorunlarını incelemek için, sadece başına “yeni” kelimesi eklenen bir “Küresel Araştırmalar” yaklaşımını teklif etmek yetersiz olacaktır. Aslında bir dönemin veya bir sürecin bittiğini tayin etmek pek kolay bir iş değildir. Bunu ifade eden bir terim olan “post (bir sürecin onrasındaki dönem)” kelimesini kullanıp bir süreci bitirip diğerini başlatmak çok dikkat gerektiren bir yaklaşımdır. Örneğin, “Postkolonyalizm (Sömürgecilik Sonrası Dönem)” denilen bir kavram mevcuttur. Ancak bu bir zaman bölümü olmayıp, gerçekten sömürgecilik bitti mi sorusu ile eş zamanlı olarak, post deyimi ile belirtilmek istenen durum, gerçekte çoktan başlamış olan başka bir süreci de ifade etmektedir. Aynı şekilde “yeni” bir sorun dediğimiz zaman bu “yeni” nitelemesini de irdelemek gerekir. Hakikaten yeni mi acaba bu yeni denilen şey, öyleyse neresi ve nasıl yeni oluyor diye olguyu ayrıntılı analiz etmek gerekiyor. Burda önemli olan sadece yeni bir dönemin getirdiği yeni akademik sorunlarının araştırılması değil, bunun yanında çok daha once başlamış bir sürecin veya problem olarak kabul edilmiş bir sorunsalın, araştırmacı tarafından farkedilmediğinin yada akademik ilginin sahasının dışında kaldığının ortaya konması da mühimdir. Yani, yeni denilen herhangi bir probleme hemen balıklama dalmayıp o problemle alakalı araştırma birikimini eleştirisel bir gözle sorgulamak gerekmekdir.

Akademik bir alandaki yeni açılımların oluşumu için ve bu oluşumu desteklemek için üzerinde ittifak edilmiş bazı gizli ön kabuller her zaman vadır. Aslında “Global” terimi bu ön kabullere yöneltilmiş bir sorgulamadır. Örneğin coğrafi bölgeler, siyasi bölgeler, hakimiyet alanları denilen ve hudutları kabul edilmiş bazı alanları dikkate almadan toplum hakkında konuşmak için bir kavramsal çerçeve bulmak çok zordur. Bizden beklenen herkesin bildiği argümanların tekrarı yada evrensel bazı gerçeklerin fuzuli izahatıyla zaman ve gayretleri israfı etmeden şimdiye kadar kabul edilegelmiş argümanları eleştirerek daha itinali değerlendirmeler yapmaktır ki, bunun için sabır ve gayret gerekmetedir. İşte bunlar, “Küresel Araştırmalar” kavramının içerdiği ve saklı kalmış oldukça önemli noktalardır. Oldukça meşakkatlı ama ama çok da önemli bir konudur bu.

Enstitüyü oluşturan “küme (cluster)” tabiriyle ifade edilen ana bilim dallarının varlığı ve bir nevi sınır tayin etmesi bu önemli ve zor sorunla bağlantılıdır. Gerçi bu kümelerin sınırları izafidir. Kümelerin esnekliği sadece mevcut akademik disiplinleri birbirinden ayıran duvarların aşılabileceğini ifade etmez. Kümelerin sınırlarının görecelliği, bu negatif ihtimalin yanında, geleceğin akademik alanlarının biraz berisinde; yani günümüzde araştırmacının kendisi tarafından tespit edilen akademik problemlerin araştırmacıyı zorladığı yeni ve aşkın bilginin talep edilmesi olan aktif ve pozitif bir tutumu da bize kazandırır.

Yukarıda, “Küresel Araştırmalar” ın yeni bir akademik alan olduğu belirtilmişti. Yeni olduğundan dolayı bu akademik alanı bir temel olarak alıp onun üzerine yeni bilgi ve tecrübeyi inşa edecek olan sizlersiniz. Yine yukarıda zikredildiği gibi, “Küresel Araştırmalar” denilen alanın kapsadığı sorunlar son derece büyük oluğundan hemen cevaplarını bulmak mümkün değildir. Aslında, sorunun büyük ve cevabının zor olması kötü sayılmaz. Aksine küçük problemler ve kolayçı yaklaşımlarıdan kaçınmalıyız, zor olduğu için üzerine gitmeye değer. Böyle dedim diye hemen ümitsizliğe de düşmeye de gerek yok. Çünkü çok seçkin bir kadroya sahip olduğumuzdan bu zor problemlere meydan okuyabileceğimize bütün samimiyetimle inanıyorum. Haydi hep birlikte, neşe içerisinde, çaba gösterelim.

Toyama Ichiro (Enstitü Dekanı)


.